25 Temmuz 2011 Pazartesi

Şinaninanay :)

Malum bayram geliyor, herkes bir an once evlenmeye çalışıyor.

Bu hafta ben de nasiplendim bu davetlerden. İlk once nezih yemek ve içkilerle başlıyor, sonra bir bakıyorsunuz sağ elinde bıçak sol elinde çatal ustalıkla yemeğini yiyen, hani neredeyse şarap kadehini serçe parmağı havada tutan teyzeler amcalar, sahnede yerine göre kolbastılar yerine göre çiftetelliler oynuyor :) İzlemesi keyifli olmuyor değil, insanın kendini bu denli kaybedeşine her zaman tanık olamıyoruz ne de olsa :) Bir teyzeye sordular, "Otur dinlen biraz, yorulmadın mı", teyze durumu çok guzel açıkladı, "Ne yapayım, içimden geliyor" :)

Düğünlü dernekli bir haftasonundan ve yurdumun her yoresinden farklı şekillerde danseden kalabalıklardan sonra, bu haftaya başlangıç şarkısı budur, herkes için güzel bir hafta olsun !

http://fizy.com/#s/1abkce

13 Temmuz 2011 Çarşamba

A csodálatos mandarin/ Mucizevi Mandarin

Mucizevi Mandarin Melchior Lengyel adlı macar bir yazarın kaleminden çıkma ve neredeyse 100 yıllık tarihi olan bir öykü. Sonradan hikayeden etkilenen Bela Bartok tarafından besteleniyor ve baleye uyarlanıyor. Kimileri hikayeyi bu baleyle hatırlıyorlar ancak benim tanışmam yıllar önce bir kitap fuarında, iş bankası yayınları önünde, Aslı Erdoğan'ın aynı isimli kitabını incelemek için elime almamla oldu.Aslı Erdoğan,  Bilgisayar Mühendisi, CERN de yuksek lisans yapmış ve en sonunda fizik doktorasını yarıda bırakıp, guney amerikaya yerleşmiş ve yazmaya başlamış bir kadın. Kitabı elinize alıp arkasını cevirdiğinizde once o çarpıcı kadın yuzu karşılıyor sizi hemen sonra birazdan okuyacağınız hikaye.. Kitabın kahramanı gibi benim de en sevdiğim hikayelerdendir.

"..yaşlı ve çirkin bir mandarin, karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş. sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. ne var ki mandarin, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. haydutlar hem kalabalık hem de işinin ehliymiş. onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. ancak ne kadar vururlarsa vursunlar bu zayıf, çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin iz bırakmadığını görmüşler. bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler, ama en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile mandarine hiçbir şey yapamıyormuş. sonunda korkup kaçmışlar. dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha, bu sefer aşk adına sevişmek istemiş. onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış. gel gelelim güzel kadının her dokunuşunda mandarinin bedeninde yeni bir yara beliriyormuş, dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar. içten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. sonunda mandarin kanlar içinde kadının kollarına yığılmış, ölmüş."

Aslı Erdoğan öyküleri, kitapları şiddetle tavsiye edlir..

PS : Mandarin eski Çin'de yüksek kamu görevlilerine verilen isimmiş.