Karıncalara özendim bu ara, sırtımda kendi ağırlığımın bilmem kaç katı bir ağırlık, yol almaya çalışıyorum ağır aksak.Bizim karıncalara şaşırdığımız gibi bana da şaşıran var mıdır bilmem.
Ve fakat dağıldım.Hani o filmlerdeki gibi, bir bedenden çıkan birbirinin aynı birden fazla ninu. Hepsi ayrı yöne gidiyor hiç birini durduramıyorum.
Özgür olan kendini kurtardıktan hemen sonra arkasına dönüp kısa bir an bakıyor ve olduğu noktadan koşarak uzaklaşıyor, ben de onun arkasından bakıyorum, fersah fersah yol alınca duracak belki. Ben de koşsam onunla, çok mu geç kaldım yetişmek için?
Bir diğeri ben yataktan kalkarken bırakıyor beni, reddediyor benimle hareket etmeyi. Bütün gün pencereden sızan gün ışığına razı, elinde kitabı gazetesi,birazcık bıraksınlar onu kendi haline.
Endişeli olan, hemen kalkıyor oysa, kafasında bir yığın soruyla. Ne zaman bulacak cevapları? Aynı soruların
mı peşinde,farklı cevapların mı?
Kızan ve köpürenin hali fena, alışkın değil, üzerinden kamyon geçmiş gibi. Ondan ben de sıkılmadım değil, hep aynı şeylere kızıyor, bi de çok söyleniyor. Pufff şimdi kim dinlesin onu..
Neşeli olanla yorgun olan sırt sırta oturmuşlar. Birinin diğerini kaldıracak gücü yok, diğerinin onu güldürecek hali.
Somurtan bu ara iyi, ne de olsa ne zamandır insan içine çıkmamıştı. O zaten ayrılmadı, ben nereye o oraya.
Şaşkın olan özgür olan kadar uzaklaşmadı. Biraz uzaktan izliyor sadece. Her şey bittikten sonra nasıl yorumlayacak olanı biteni..
Duygusal olanla mantıklı kavga edip küstüler birbirlerine. Hangisine hak versem bilmiyorum ki. Kararsız kaldı bi tek, o da yardımcı olamıyor haliyle.
Eksik hissediyorum velhasıl. Her parçam başka bi yere dağılmış gibi. Toparlanmak lazım..
Önce bir adım, sonra ötekini takip eden bir adım daha.. mayısın bitimine.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder