18 Nisan 2011 Pazartesi

Bizim zamanımızda..

Pazartesilerin katlanılabilir olmasının tek yolu, yağmurlu olması ve bu pazartesiye çoook yakışacağını düşündüğüm şarkı, buyrunuz :  http://www.youtube.com/watch?feature=youtube_gdata_player&v=OnnMZ1xrL7E

Maroon5 geçtiğimiz Cuma İstanbuldaydı, biz de istedik ki çok sevdiğimiz şarkıları bir de canlı canlı dinleyelim. Ama ortalama bir konserdi ve galiba kendimi hiç bu kadar yaşlı hissetmemiştim zira bizden yaşça daha buyuk olanlar çocukları ile gelmişlerdi :) hoş benim de grupla tanışmam lise yıllarıma denk gelir, dolayısı ile şaşırılacak bir kitle değil, ama ben aradan o kadar uzun zaman geçtiğini farketmemişim :)

Dün de IF deki son filmimizi izledik. "Late Bloomers". Birlikte yaşlanan ve yaşlandıklarını farkettiklerinde bunu kabullenmekle karşı koymak arasında bocalayan bir çiftin hikayesi idi. Çok sevdim. Filmin bir sahnesinde, kadın gözlüğünü büyüteç gibi kullanarak rimel sürmeye çalışırken, arkadaşım korkuyla mırıldandı, "böyle mi olucak gerçekten!" diye.. yanımızda oturan teyzenin cevabı netti: "Evet" :)

Yaşlanıyorum, yaşlanıyorsun, yaşlanıyor.. :)

Güzel bir hafta olsun !

5 Nisan 2011 Salı

İki Film Birden :)

Bu hafta iki yeni film izledim, her ikisi de etkileyici idi.

İlki Shawshank Redemption. Bir çok insanın bildiği ama benim her nasılsa ilk kez izlediğim bir film. Öyle ki yerimde olup ilk kez izlemiş olmayı dileyenlere bile denk geldim :) Konuyu benden başka bilmeyen kalmadığı için tekrar yazma şevkim kaçtı, ama benim gibi bilmeyen kaldı ise izledikten sonra bendeki etkilerini yazayım en azından. Düşünceler önce çok yalın. Hapiste kalmak, zor şartlar altında hayata devam edebilmek, masum suçlular ya da suçlu masumlar .. Sonra esas çarpıcı kısım ömrünün büyük bir kısmını dört duvar arasında harcadıktan sonra artık dışarı çıkmak istememek. Peki ben ne kadar özgürüm? İstediğim anda ve aniden, bulunduğum coğrafyayı değiştirme ya da işimi bırakıp bambaşka bir işi deneme cesaretim var mı? Peki o zaman parmaklıklar ne tarafta? Gerçi ben henüz hafızası olmayan bir yer bilmiyorum, belki onu bulduğumda yönümü de değiştirebilirim, kimbilir. Tek ihtiyaç bir ufak çekiç, biraz zaman. Morgan Freeman ın fiilmde söylediği bir cümle vardı : "Get busy living, or get busy dying."

İkincisi dün akşam IF de izlediğimiz Last Night.Sadakat ve kadın-erkek ilişkileri üzerinde bilinmeyen değil belki ama tekrar düşündüren bir film. Konuyu uzun uzun anlatmak niyetinde değilim ama şunu söyleyebilirim aldatmama fikrine olan sadakat inandırıcı değil. Konuyla ilgili keskin şeyler söylemek , ahkam kesmek bence imkansız, ama sevdiğim bir ingiliz sözü var ki o gerçekten doğru : "Two is company three is crowded." :)

Bu da günün şarkısı, buyrunuz & hoşçakalınız.
http://www.youtube.com/watch?feature=youtube_gdata_player&v=zEVXrGHUhVw