Geçtiğimiz hafta Devlet Tiyatroları'nda Profesyonel adlı bir oyun izledik. Yeni yayın yönetmeni olmuş edebiyatçı Teya beklemediği, daha doğrusu hayatında olduğunu bile farketmediği bir adam tarafından ziyaret ediliyor, elinde kendisinin olduğu iddia edilen kitaplar ve bir de valiz ile. Meğer geçen onca yıl içerisinde kendisini takip eden gizli polis, kendisinin yapamadığını yapmış, konuşmalarını kitap haline getirmiş, geride bıraktıklarını toplamış bir valize sığdırmış. Sanırım valizi açıp içinden şemsiyeleri, şapkaları çıkardığı an kendimi oyunun içinde en çok hissettiğim andı. :)Ne büyük şaşkınlık olurdu, hani o kahkahalar attığımız masada konuşulanlar, kendimizle ya da hayatla ilgili keşifleri yanıbaşımızdaki ile paylaştığımız anlar tiyatro metni gibi elimizde olsaydı ya da bir kayıt cihazının düğmesine basıldığında odayı doldursaydı. İçinde kıymetli şarkıların olduğu ipodum,talihsiz bir şekilde maltepe-kadıköy hattında unuttuğum kırmızı oltam, nerde nasıl kaybettiğimi bilemediğim (ve hala içimde bulacağıma dair bir umudum olan :) ) yüzüklerim, yeşil şemsiyem, ille de o çok sevdiğim ve belki bir gün elime geçse sevinçten gözümden yaşlar dökülecek olan eski,çizgili, kahverengi şalım ve diğer sayamadıklarım bir eski valizden çıksaydı. Sayamadıklarım dedim ki diğerlerinin hatırı kalmasın diye, zira saydıklarımdan değersiz değiller :)
Oyun oldukça güzeldi, performanslar ise etkileyici, tek perdelik aralıksız bir oyun oynadılar çünkü. gidiniz,görünüz..
Hava ne güzel.. Odada güzel bir gün ışığı, hareketli bir cumartesiden sonra sakin pazar. Nasıl diyorlardı: "Öğle uykusu sanattır." :)
Hoşçakalınız.
PS: Kahverengi şalı gören,duyan,bilen var ise ayrıca detay verebilirim :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder