TUNUS
Blogu oluştururken yeni ülkelerden bahsetmiştim ya, işte bu yılki yeni ülke Tunus, aslında yeni kıta da diyebiliriz çünkü Afrika'ya da ayak basmış olduk bu vesileyle. Geçtiğimiz bayram tatili için İspanya planı yapmıştım, ama konsolosluk vizeyi 10 günde verince, ablama uyup rotamı bambaşka bir yere çevirdim :) Fena da olmadı sanırım, Türkiye'den daha az gelişmiş bir yere ilk kez seyahat ettim, açıkçası biraz farklı bir deneyim oldu.
Yolculuğa sefil bir şekilde başladım, ateş, burun akıntısı vs. Bir de THY pilotu sağolsun (Sergio idi, adını aklıma kazıdım daha da unutmam ) bir ara inişe geçiyoruz artık diyip sert bir basınç değişikliği yaptı kabinde, nasıl bir karar anıysa artık, benim burun tıkalı, kulaklar da iflas etti o anda, sesler uzaklaştı, zaten allaha yakın bi konumdayız, dedim yolculuğun istikameti yine değişecek galiba :)) yere indikten sonra yavaş yavaş toparlamaya başladım neyse ki.. ama ablamı biraz korkuttum sanırım :)
Size gün gün ne yaptığımdan çok, gözüme takılan kareler, kulağıma çalınan hikayeler ya da tanıdığım yeni insanlardan bahsedicem. Bana yolculuklardan geriye tek bunlar kalıyor çünkü. Hele de Tunus bu anlamda daha da farklı idi, müslüman bir ülke olduğundan bize çok yakın ama bir o kadar geri..

Tunusda kaldığımız süre boyunca hammametde konakladık. Hammamet hem turistik bir yer, hem de yaseminleri ile ünlü. Sahil boyunca yanyana bir çok otel var.. Yakın ülkeler ispanya ve italyadan çok gelen oluyormuş.. zaten beni görünce de satıcılar ispanyoldan açıyorlar kapıyı, isssspanyoll, italiannnn.. portekizli, libyalı falan diye liste uzuyor. ilk duyduğumda guzel ispanyol kadınları düşünüp vay be bende de ufaktan bi ispanyol havası var diyip mutlu oluyodum taaaaa ki sidi bou said de biri yine listeyi en baştan okumaya başlayıp japenese ile bitirene kadar :)))) gerçi gözümde güneş gözlükleri vardı, saçımı başımı benzetti desem olmuyor valla, gururumla oynadılar :))

Hammametin dışında başkent Tunus,Carthage, Sidi Bou Said, Sousse,Kairouan'nı gezdik.. Yasemin satanları, kulağının arkasına yasemin buketi takıp çalışan esnafları, baharat dükkanlarını, çarşıları, sarnıçları, harabeleri, camileri, türbeleri, meydanları ve her yerde birbirinden farklı renkte,malzemede,güzellikte eski-yeni kapıları gördük.. Açıkçası beni derinden etkileyen yapılar değildiler, biz buralara yürürken ya da dolaşırken devam eden hayat beni daha çok etkiledi. Kadınlar, adamlar,sünnet edilmeden önce türbeye getirilen tedirgin çocuklar, ata ya da deveye binerek lunaparktaki kadar eğlenen çocuklar, renkli kıyafetler, ille de pullu olanlar, sürmeli gözler, bıyıklı adamlar, bıyıklı adamların fransızca konuşması.. Ha bir de tüm bu aradaki yollarda da rehberimiz Tülin (Uğurlu) Hanım'ın anlattığı hikayeler var.. Rehberle bir yere gitmekten pek hazzetmezdim, meğer hiç işini iyi yapanına denk gelmemişim..
Hikaye demişken bu defaki yolculuk kitabım Filin Yolculuğu- Jose Saramago idi. Fil Süleymanın Portekizden Avusturyaya yolculuğu.. Konusu itibari ile biraz ironik oldu çünkü fillerini iber yarımadası, pireneler ve alpler'den kuzey italya'ya götüren, romalıların kabusu, ünlü komutan Kartacalı Hannibalın doğduğu yerlerdeydik. Kitabın bazı yerlerinde Hannibala göndermeler yapırlırken ben aynı gün kartacayı geziyordum.


Bu defalık yiyeceklerden pek bahsedemedim, zira bana süper gelen bi yiyecek yoktu, deniz ürünleri boldu gerçekten, ama içine maydanoz koyup mundar etmişlerdi, pek yiyemedim. Tek sevdiğim yiyecek annemin soğuk yoğurtlu çorbanın yanında yaptığı, hamurun yağda kızarmasından sora ustune şeker dökülüp yenen katmerdi. Acaba onu da annemi özlediğimden mi sevdim :))) tane tane satıyolar, sıcak sıcak, çıtır çıtır, yok canım güzeldi işte :) ha bi de nane çayı içtik, fıstıklısı makbulmuş. ama bence mide bulantınız yoksa içmeye gerek yok :)
Eveeet ilk yazımın ve Tunus tatilinin sonu.. Bakalım yollar başka nerelere götürecek..
To be continued.. ;)
Ps. Fotoğraflar ablam Salmin Sultan'ın olup her hakkı saklıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder